Never Hide.

Innocence's gone

Hayallerle gerçekliğin karıştığı noktada ayakta durmaya çalışıyor. Bir uçurumun kenarında her yanından dibe çekilmeye çalışırken o beni duyuyor mu bilmiyorum. Başını yukarıya kaldırmış öylece bakıyor. Havada ne ay var ne yıldız ne bulut ne de güneş… hangi sistemde bilemiyor. Belki çoktan parçalara ayrıldı toza döndü, belki ruhu çıktı bedeninden ben de bilmiyorum. Tek yaptığım onun amaçsızca duruşunu izlemek ve ayaklarının altındaki savaştan kimin galip çıkacağını zevkle beklemek. Bir bakıyorum acıyorum ona bağırıyorum bana dönmesi için, sonra öyle bir an geliyor uzanıp bir yerden de ben çekiyim bitsin varlığı diyorum. Ama ya varlığı ellerimde değilse, kimsenin elinde değilse? Ya aslında yok olduğunda bile var olacak bir şeyse… Benim göremediğim yerlerde varlığını devam ettirirse diye korkuyorum. Ben bunları düşünürken yüzünü eğip bana bakıyor. İfadesiz bir yüz bu, gözleri boş bile bakmıyor; daha önce hiç tatmadığım bir duyguda belli ki, anlam veremiyorum. Sonra birden o oluyorum. Kulağıma biri sürekli fısıldıyor. Zihnimde yüzlerce anı aynı anda geçmeye başlıyor. Yukarıya bakıyorum yıldızlar üzerime kayıyor, ay güneş gibi doğmuş gözlerimi acıtıyor. Orda o şekilde ne kadar durdum bilmiyorum, kafamı eğdiğimde birini gördüğümü hatırlıyorum. Daha önce aynaya bakmamış biri biliyorum. Bomboş gözlerle süzüyor etrafı. Boynumda bir ürperti hissettiğimde elimle dokunmaya çalışıyorum, kendimden geçtiğimi fark ediyorum. Ellerim vücuduma dokunamıyor ve yine ona bakıyorum bir cevap umarak. Öyle bir bakıyor ki, bu duyguyu daha önce hiç tatmamış diyorum. Yer yok oluyor altımdan, tanıdık bir çift göz geçiyor önümden selam veriyorum, görmüyor. Etrafa kimse yok. Bir el tutup çekiyor beni yukarıya, nefes almaya başlıyorum. O ana kadar almadığımın farkında değilim, ele bakıyorum. Ben baktıkça uzuyor, kime ait bulmaya çalışıyorum… Havada daireler çiziyor, takip etmekten yoruluyorum gözlerimi kapatıyorum. Ayaklarım yerde, ben yükseliyorum.